10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü 2025 Ruh Sağlığı Hizmetlerine Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda

Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından her yıl 10 Ekim’de kutlanan Dünya Ruh Sağlığı Günü’nün bu yılki teması “Hizmete Erişim: Felaketlerde ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı” olarak belirlenmiştir. Bu tema, günümüzde artan afetler, insani krizler ve toplumsal travmalar karşısında ruh sağlığı hizmetlerinin erişilebilirliğinin önemini bir kez daha gündeme taşımaktadır (WFMH, 2025).

Türkiye, son yıllarda sık yaşanan depremler, kitlesel göç hareketleri, ekonomik zorluklar ve toplumsal travmalar nedeniyle ruh sağlığı alanında ciddi bir yük ile karşı karşıyadır. Acil servisler ve toplum ruh sağlığı merkezleri başta olmak üzere sağlık kurumlarımız, yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal ölçekte de travmaların etkileriyle baş etmeye çalışmaktadır. Bu durum, ruh sağlığı hizmetlerinin zamanında ve yeterli ölçüde sunulmasının önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Uluslararası veriler, felaket ve çatışma yaşamış her beş kişiden birinde depresyon, kaygı bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ruhsal sorunların geliştiğini göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre acil durum ve felaketlerden etkilenen nüfusun yaklaşık %22’sinde bu tür ruhsal bozukluklar görülmektedir (WHO, 2025). Türkiye’nin jeopolitik konumu, deprem kuşağında yer alması ve ülkede yaşanan sosyal sorunlar bu riskleri artıran faktörler arasındadır.

Bugün yalnızca ülkemizde değil, dünyanın birçok bölgesinde süregelen savaşlar ve insani krizler, toplumların ruh sağlığını tehdit etmektedir. Filistin’de uzun süredir devam eden çatışmalar çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere milyonlarca insanın temel güvenlikten ve sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına neden olmaktadır. Benzer şekilde farklı coğrafyalarda yaşanan silahlı çatışmalar da yalnızca can kayıplarına yol açmakla kalmamakta; kuşaklar boyu aktarılacak derin ruhsal yaralar bırakmaktadır. Uluslararası raporlar, çatışma bölgelerinde depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunun özellikle kadınlarda ve yaşlılarda daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır (WHO, 2025).

Ülkemizde sıklıkla gündeme gelen kadına yönelik şiddet vakaları ve münferit şiddet olayları da ruh sağlığımızın en yakıcı sorunlarından biridir. Şiddetin bir çözüm yöntemi olarak görülmesi, toplumsal yapıda derin yaralara yol açmaktadır. Bu nedenle şiddetle mücadele yalnızca adli değil, aynı zamanda ruh sağlığı boyutuyla da ele alınmalı; mağdurlara, tanıklara ve topluma yönelik acil psikososyal destek sağlanmalıdır.

Yakın zamanda Bolu Kartalkaya’da ihmal sonucu meydana gelen otel yangınında çok sayıda vatandaşımızı kaybetmiş olmamız, afetlerin ve kazaların yalnızca fiziksel değil, ruhsal sonuçlarını da gözler önüne sermektedir. Ayrıca iklim değişikliği, tedbirsizlik ve ihmal gibi nedenlerle ülkemiz ve  dünya genelinde artış gösteren orman yangınları ekopsikiyatri alanında çalışmaları zorunlu kılmaktadır.

Çocuklar açısından bakıldığında, UNICEF raporları çatışma ve afet koşullarının çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini ağır biçimde etkilediğini, bu nedenle çocuklara yönelik acil ruhsal destek programlarının hayati olduğunu vurgulamaktadır (UNICEF, 2025). Aynı şekilde, Amerikan Psikoloji Derneği (APA) afet sonrası bireylerde yoğun kaygı, uyku bozuklukları ve travmatik anıların sık görüldüğünü, ancak uygun destek ile toplumların uzun vadede toparlanma kapasitesine sahip olduğunu belirtmektedir (APA, 2025).

Türk Nöropsikiyatri Derneği olarak, Dünya Ruh Sağlığı Günü vesilesiyle şu hususları kamuoyunun ve yetkili mercilerin dikkatine sunarız:

  • Felaketler ve acil durumlarda ruh sağlığı hizmetleri temel bir ihtiyaçtır, ertelenemez.
  • Afet ve acil durum planlamalarında ruh sağlığı hizmetleri mutlaka yer almalı ve bütünleşik biçimde uygulanmalıdır.
  • Sağlık çalışanlarının tükenmişliğe karşı korunması ve afet bölgelerinde görev yapan ekiplerin desteklenmesi kurumsal düzeyde güvence altına alınmalıdır.
  • Ruh sağlığı hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler azaltılmalı, çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve göçmenler gibi kırılgan gruplara öncelik verilmelidir.
  • Şiddet kültürünün önlenmesi için eğitim, toplumsal farkındalık ve ruh sağlığı hizmetleri birlikte ele alınmalı; bu alanda yasal, kurumsal ve toplumsal işbirliği güçlendirilmelidir.

Dünya Ruh Sağlığı Günü, yalnızca farkındalık değil, aynı zamanda kararlı ve sürdürülebilir adımlar atma günüdür. Ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması, toplumumuzun bütünlüğü, dayanıklılığı ve geleceği için zorunluluktur.

Türk Nöropsikiyatri Derneği
10 Ekim 2025

Kaynaklar

Duyurular

Özlem ve Saygıyla Anıyoruz